Klinik Psikolog Nazan Ülkü
Klinik Psikolog Nazan Ülkü Psikoloji

Yaygın Anksiyete Bozuklukları

En az 6 ay süreyle, hemen her gün anksiyete ve endişeli beklenti, huzursuzluk, çabuk yorulma, gerginlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle giden toplumsal ve mesleki işlevselliği bozan bir durum olarak tanımlanır.

Yaygın Anksiyete Bozukluğu
En az 6 ay süreyle, hemen her gün anksiyete ve endişeli beklenti, huzursuzluk, çabuk yorulma, gerginlik, konsantrasyon güçlüğü gibi belirtilerle giden toplumsal ve mesleki işlevselliği bozan bir durum olarak tanımlanır. Kadınlarda daha sık görünür. Klinik özellikleri içinde yaygın ve yoğun bir anksiyete, huzursuzluk, irritabilite, titreme, baş ağrısı, terleme, çarpıntı, mide yakınmaları, boğulma hissi, endişeli beklenti gibi belirtiler ön plandadır. Hastaların çoğu bedensel belirtiler nedeniyle psikiyatri dışı hekimlere başvururlar, çoğu kez yanlış tanınırlar. Premenstürel dönemde yakınmalar ağırlaşır. Sıklıkla başlangıçta yaşam zorlarıyla karşılaşmışlardır. Tiroid hastalıkları, kardiyovasküler hastalıklar, diğer anksiyete bozukluklarından ayırıcı tanısı yapılmalıdır. Kognitif-davranışcı, destekleyici psikoterapötik yaklaşımlardan ve ilaç tedavisinden yarar görürler.

Panik Bozukluk
Kendiliğinden ve beklenmedik bir biçimde ortaya çıkan panik ataklarla giden bir klinik tablodur. Panik atak aniden ve beklenmedik biçimde ortaya çıkan , ortalama 1 saat süreli, bedensel belirtilerin eşlik ettiği yoğun bir anksiyete nöbetidir. Ataklarda çarpıntı, terleme, titreme, nefes darlığı, boğulma hissi, göğüs ağrısı, bulantı, baş dönmesi, sersemlik, kontrolünü kaybedeceği korkusu, çıldıracağı korkusu, ölüm korkusu, uyuşma ve karıncalanmalar, üşüme, ürperme, çevrenin değiştiği duyguları gibi belirtilerden 4 ya da daha fazlasının olması gerekir.

İlk Panik Atak Nasıl Ortaya Çıkar?
İlk panik atak sıklıkla kendiliğinden ortaya çıkar. Herhangi bir uyarılma, fiziksel egzersiz, emosyonel travma, kafein, alkol, madde kullanımı gibi durumlar ilk atağı tetikleyebilir. Ataklar ani başlar, belirtiler ortalama 10 dakikada doruk noktasına ulaşır. Ana belirti ölüm, kontrolünü yitirme ve çıldıracağı korkusudur. Bu korkunun kaynağı belirsizidir. Birlikte anksiyetenin fizyolojik belirtileri yoğun olarak görülür. Bulundukları yeri terketme, yardım arama davranışı görülür. Ataklar dışında atakların yineleyeceği korkusu yani beklenti anksiyetesi vardır.

Sıklıkla geç ergenlik döneminde ya da 30’lu yaşlarının ortalarında görülür. Kadınlarda 2-3 kat fazladır.

Panik atak eğer kişinin kaçması ya da yardım alması güç olan bir durumda ya da yerde ortaya çıkıyor ve böyle bir durumdan kaçılıyorsa Panik bozukluk (agorafobili) olarak adlandırılır. Tipik olarak bu ortamlar evden dışarıda yalnız olma, kalabalıkta kalma, otobüs, tren gibi araçlarda seyahat etme, köprü üstünde, asansörde olma gibi durumlardır. Kişi yoğun bir sıkıntıyla bu ortamlara katlanır. Çoğunlukla böyle ortamlarda bulunmaktan kaçınır ya da birinin eşlik etmesiyle dayanabilir. Kaçınma davranışı kişinin sosyal ve mesleki yaşamını bozar. %20-80 depresif belirtiler eşlik eder. Ayırıcı tanıda tiroid bozuklukları, kardiyovasküler bozukluklar, epileptik bozukluklar, madde kullanımı, hipoglisemi değerlendirilmelidir. Tedavide medikal tedavi ile birlikte kognitif-davranışçı psikoterapötik yöntemler uygulanabilir.

Özgül (Spesifik) Fobi:
Özgül bir nesne ya da durumun varlığı, ya da bununla karşılaşacak olma beklentisiyle başlayan aşırı, anlamsız bir korkudur. Fobik uyaranla karşılaşılınca birden başlayan anksiyete tepkisi ortaya çıkar. Panik atak halini alabilir. Kişi korkunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. Yine de bu durumlarla karşılaşmamak için kaçınma davranışına girer. Fobik uyaranla karşılaşma ile ilgili kaçınma, korku ya da anksiyöz beklenti, kişinin olağan günlük işlerini, mesleki işlevselliğini ya da toplumsal yaşamını belirgin ölçüde bozar.

Fobilerin oluş nedenleri içinde temel psikodinamik görüş biliçdışı benlikçe kabul edilmeyen dürtülerin yer değiştirerek (replacement) dış nesnelere aktarılmasıdır.
Tipleri:
  • Hayvan tipi: Genelde çocukluk çağlarında başlar.
  • Doğal çevre tipi: Fırtına, yüksek yerler gibi ortamlardır. Sıklıkta çocuklukta başlar.
  • Kan-enjeksiyon-yara tipi: Genellikle aileseldir.
  • Durumsal tip: Tünel, asansör, uçağa binme, araba kullanma, kapalı yerler gibi durumlarla karşılaşılınca ortaya çıkar. Çocukluk çağında ve yirmili yaşlarda sıktır.
  • Diğer tip: Boşluk fobisi, çocuklukta masal kahramanlarından ya da yüksek seslerden korkma gibi.


Ayırıcı tanıda agorafobili panik bozukluktan ayrımı yapılmalıdır. Durumsal tip fobide korkunun odağı o ortamlarda ne olacağına ilişkindir (düşeceği, yaralanacağı gibi). Agorafobili panik bozuklukta ise korkunun odağı yardım alamayacağı, kaçamayacağı ile ilgilidir. Tedavisinde medikal tedavi ve davranışçı yaklaşımlardan (üstüne gitme) yarar görürler.

Sosyal Fobi
Sosyal ortamlarda (özellikle tanımadığı kişiler, başkalarının yanında, kalabalıkta ) bir eylem gerçekleştireceği ( konuşma, yemek yeme, telefon etme gibi) zamanlarda olumsuz değerlendirileceğinden, aşağılanacağından, küçük duruma düşeceğinden aşırı kaygı duyma ve korkma ile belirlidir. Korkulan sosyal ortamda kaldığında her zaman anksiyete belirtileri çıkar, panik atağa varabilir. Kişi bunun aşırı ya da anlamsız olduğunu bilir. Ancak böyle durumlardan kaçınır, bu da toplumsal ve mesleki işlevselliğini bozar.

Başlama yaşı ergenlik dönemidir. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazladır.

Sosyal fobinin çekirdeğinde başkaları üzerinde olumlu bir izlenim yaratma isteği ve bunu yapabileceği konusunda güvensizlik vardır. Sosyal fobikler olumsuz değerlendirileceklerine ilişkin düşünce ve inançlarına kanıt bulmak için dikkatlarini seçici olarak olumsuz durumlara yoğunlaştırmaları da anksiyete durumunu arttırmaktadır. Başkalarının, ellerinin ya da seslerinin titrediğinin farkına varacakları ile ilgili kaygılarından dolayı toplum önünde konuşmaktan korkabilirler ya da düzgün bir biçimde konuşamıyor gibi görünmekten korktukları için başkaları ile karşılıklı konuşurken aşrı anksiyete duyabilirler.

Çekingen (avoidant) kişilik bozukluğu ve obsesif kompulsif kişilik bozukluğu ile sosyal fobi birlikte görülebilir. Kişilik bozukluğu ile birlikte sosyal fobide yüksek belirti sıklığı, sosyal anksiyete ve işlevde belirgin bozulma vardır, bu hastaların tedaviye yanıtı kötüdür.Çeşitli ilaçlar, bilişsel ve davranışçı terapi yöntemleri, sosyal beceri geliştirme eğitimi tedavide yararlıdır.

Obsesif Kompulsif Bozukluk
Obsesyon (saplantı) yineleyici, ısrarlı, anksiyeteye neden olan, istenmeden gelen düşünce, dürtü ya da hayallerdir. Kompulsiyon ( zorlantı) ise; obsesyonları kovmak için yapılan, yineleyici, kişinin kendini yapmaktan alıkoyamadığı davranışlar ya da zihinsel eylemlerdir. Kişi obsesyonlarını kendi zihninin bir ürünü olarak görür, mantıksız ya da saçma olduğunu bilir. Kompulsiyonlar ise obsesyonun doğurduğu anksiyeteyi azaltmak amacıyla yapılır, gerçekle ilgisi yoktur, belirgin olarak abartılıdır, geçici rahatlama sağlar. Obsesyonu etkisizleştirmeye yöneliktir. Obsesyon ve kompulsiyonlar kişinin zamanının harcanmasına, günlük işlerin aksamasına, toplumsal ve mesleki işlevselliğin bozulmasına yol açar.

Oluş nedenleri içinde biyolojik nedenler önemli bir yer tutmaktadır. Kalıtımsal çalışmalarda OKB’li hastaların birinci derece yakınlarında 5-10 kat daha fazla benzer hastalık öyküsüne rastlanmaktadır.

Klasik psikoanalitik kurama göre anal döneme gerileme ana düzenektir. Bu dönem özellikleri (cimrilik, kararsızlık, aşırı düzenlilik, titizlilik, inatçılık) bu kişilerde sık görülür. Bu kişiler büyüsel düşünceleri yoğun olan, katı ve cezalandırıcı üstbenlikleri olan kişilerdir. İzolasyon, yap-boz (undoing), karşıt tepki kurma (reaksiyon-formasyon), yer değiştirme sık kullanılan savunma düzenekleridir.

Klinik özellikleri: Bir fikir ya da dürtü kendiliğinden ısrarlı ve kalıcı biçimde kişinin bilincine girer. Bunun doğurduğu anksiyete kişiyi önlem almaya iter. Bunlara karşı koymak için, etkisizleştirmek için kompulsiyonlar ortaya çıkar.
Bulaşma (kontaminasyon): En yaygın görülenidir. Kişi idrar, dışkı, toz ya da mikrop bulaştığını düşünür. Bu bulaşmanın nesneden nesneye, insandan insana geçtiğine inanır. Bunu yok etmek için yıkama, temizleme eylemlerine girişir, ya da onlardan kaçınmaya çalışır.
Simetri-kuralcılık: Bazı durumların belli bir düzen içinde olmasını isteme biçimindedir. Yineleyen eylemler şeklindedir .
Kuşku: Kişi bazı eylemleri yapmadığına, unuttuğuna, ihmal ettiğine inanır ( Kapıyı, musluğu, ocağı açık bıraktığı şeklinde). Bunu kontrol etme kompulsiyonları izler. Defalarca ocağı, kapıyı kapatıp kapatmadığını kontrol eder.
Biriktirme: Maddi, manevi değeri olmayan şeyleri biriktirme şeklindedir. Çöp evler bu şekilde oluşur.Cinsel ya da saldırgan eylem düşünceleri (çocuğunu öldüreceği, cinsel tacizde bulunacağı düşünceleri gibi) .

En sık görülen obsesyonlar bulaşma (%55), kuşku, cinsel ya da saldırgan düşüncelerdir. En sık görülen kompulsiyonlar ise yıkama, temizleme, kontrol etme, sayı sayma, dua etme, soru sorma gibi kompulsiyonlardır. Tedavide ilaç kullanımının yanı sıra davranışçı psikoterapi (yüzleştirme, tepki geciktirme, duyarsızlaştırma) oldukça yararlıdır.

Posttravmatik Stres Bozukluğu
Hemen herkeste ciddi bir sıkıntıya yol açabilecek stresli bir olayla karşılaştıktan sonra ortaya çıkan; travmatik olayın düşlerde ve düşüncede tekrar tekrar yaşanması, travmayı hatırlatan olaylardan ya da durumlardan kaçınma, duygusal tepkisizlik, otonomik aşırı uyarılmışlık hali , tetikte olma, irkilme ile giden bir klinik tablodur. Bu duruma yol açabilecek travmalar savaş, doğal afetler, yaşamı tehdit eden kazalar, saldırı ya da tecavüz gibi durumlardır. Kişi bu olaylarda ölüm ya da yaralanma tehditi yaşamıştır ya da tanık olmuştur. Travmatik olayı çağrıştıran herşeyden kaçar. Karşılaşmak durumunda kalırsa yoğun anksiyete yaşar. Travmayı tekrar tekrar düşlerinde ve düşüncelerinde yaşar. Kaçınma davranışı nedeniyle insanlardan uzaklaşır, işlevselliği bozulur. Aşırı irkilme, uyarılmışlık durumu, uykuya dalmakta güçlük, konsantre olamama, irritabilite görülebilir.

Posttravmatik stres bozukluğu çocukluk dönemini de içine almak üzere herhangi bir yaşta başlayabilir. Belirtiler travmatik olaydan sonra 3 ay içinde başlarsa akut, 3 aydan sonra başlarsa süregen olarak değerlendirilir.Eğer travmatik olaydan sonra ortaya çıkan durum 1 aydan kısa sürerse “Akut Stres Bozukluğu” olarak tanı konur.

Tedavide hastaya ruhsal destek sağlamak, olayı tartışmaya yüreklendirmek, gevşeme egzersizleri ve ilaç desteği yararlı olur.

Genel Tıbbi Duruma Bağlı Anksiyete Bozukluğu
Başlıca özelliği genel tıbbi bir durumun fizyolojik etkilerine bağlı, klinik açıdan belirgin anksiyetenin bulunmasıdır. Belirtileri arasında yaygın anksiyete bozukluğu, panik atakları ya da obsesyonlar bulunabilir. Altta yatan hastalığın tedavisi yapıldığında genellikle düzelir.

Madde Kullanımının Yol Açtığı Anksiyete Bozukluğu
Madde kullanımının yol açtığı anksiyete bozukluğunun başlıca özelliği; bir maddenin fizyolojik etkilerine bağlı olduğu yargısına varılan , belirgin anksiyete belirtilerinin bulunmasıdır.

Bu makale 1114 kez okunmuştur.

Anahtar Kelimeler
Görsel Galeriler
<
>

Yorumlar(0)

Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız veya giriş yapmalısınız.
Daha fazla yorum göster »