Prof.Dr. Cihan Uras
Prof.Dr. Cihan Uras Genel Cerrahi

En Sık Görülen Meme Hastalıkları

Meme hastalıklarında tanıyı kolaylaştıran teknolojiler Memede görülen hastalıklar kimi zaman hormOnal nedenlerden kaynaklanıyor, kimi zaman DA her 10 kadından birinde görülen meme kanserinin işaretçisi olabiliyor. Şikayetlerin nedeninİN saptanmasında son teknoloji yöntemler büyük önem taşıyor. Bu sayede hastalar, kısa zamanda ağrısız ve acısız yöntemler ile kesin teşhisi öğrenebiliyor. En sık görülen hastalıklar Kadınların memeleri, hormonların etkisi altında kalarak aydan aya bile değişiklik gösterebiliyor. Memede hastalık denince akla ilk olarak kanser gelse de, başka rahatsızlıklar da kadınları etkiliyor. Memede en sık rastlanan hastalıklar şunlardır: FİBROADENOMLAR Özellikle hormonların aktif olduğu genç kadınlarda, memede sıklıkla “Fibroadenom” adı verilen kitleler görülebiliyor. Genellikle iyi huylu olan fibroadenomlarda kitlenin içi sıvı değil, katı oluyor. Düzgün kenarlı, hareketli, elastik ve ağrısız olan bu kitlelere dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü meme kanserlerinin yüzde 5’i, fibroadenomları taklit ediyor. Fibroadenomların içinde sistosarkom tümörleri de olabiliyor. Bazıları iyi huylu olan bu tümörlerin bir bölümü aynı yerde nüks edebiliyor ya da başka yere atlama yapabiliyor. Bazı fibroadenomlar büyüme potansiyelinde yüksek olduğundan çok hızla büyüyebiliyor. FİBROKİSTLER Memede görülen iyi huylu diğer tümörlerin başında kistler geliyor. Boyutu 1 cm.’in altında olan ve milimetrik kist olarak tanımlanan kistler hastalık olarak kabul edilmezken; makro kist olarak adlandırılan daha büyük kistler hastalık olarak kabul ediliyor. Ancak bunların büyük bir bölümü tehlikeli olmuyor. Bazı meme yapıları bu tür fibrokistik oluşumları daha fazla yapıyor. Bir gün önce göğüslerinde hiçbir şey olmayan kadınlar, ertesi gün kocaman bir kitle ile karşılaşabiliyor. Bu kistler daha yumuşak kıvamlı, içleri ise sıvı dolu oluyor. Genellikle cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, yakından takip edilmeleri yeterli oluyor. MEME BAŞI AKINTILARI Memede akıntı görülmesi durumunda hipofiz bezi tümöründen şüpheleniliyor. Uzmanlar süt verme dönemi dışında kadının memesinden sütlü akıntı geliyorsa, bunun altında kesinlikle bir şey aranması gerektiğini söylüyor. Antidepresanların ve bazı mide ilaçlarının ya da göğse yönelik travmaların da sütlü akıntıya neden olma ihtimali var. Akıntı her iki memeden ve meme başındaki çok sayıda kanaldan geliyorsa, bu akıntı daha az önemli oluyor. Tek bir memeden ve tek kanaldan gelen akıntı, hastalık göstergesi olabiliyor. Kanlı ya da sulu olan akıntılar ise, en çok korkulması gereken akıntıların başında geliyor ve süt kanalı hastalığını düşündürüyor. Bunların başında da papillom denilen, süt kanalı içine yerleşen iyi huylu meme tümörleri yer alıyor. Fibrokistik değişikliklere bağlı olarak, yani süt kanalındaki epitelin aşırı ürediği durumlarda da akıntı olabiliyor. Akıntı kanser belirtisi olabileceği için söz konusu iki akıntı durumunda da aksi ispatlanana kadar araştırma yapılması gerekiyor. ENFEKSİYONLAR Özellikle süt verme döneminde memede enfeksiyonlar çok fazla görülüyor. Süt kanalları tam olarak boşaltılmazsa, sütte bakteriler oluşuyor ve bu da memede enfeksiyona yol açıyor. Kızarıklık, ağrı, hassasiyet ile kendini belli eden enfeksiyonlar apseye dönüşebiliyor. Süt verme döneminin dışında görülen enfeksiyonlara, kronik apseleşen mastit adı veriliyor. Sebebi tam olarak bilinemeyen bu enfeksiyonlar, yılda üç ya da dört defadan fazla görülüyorsa tedavi için süt kanallarının çıkarılması gerekiyor. MASTALJİ Meme kliniklerine başvuran kadınların yüzde 20’si mastaljiden, yani meme ağrısından yakınıyor. Hormonal değişkenliklere bağlı olarak ortaya çıkan meme ağrısı, meme dışındaki nedenlerden de kaynaklanabiliyor. Kadınların günlük yaşantısını etkileyecek kadar şiddetli ağrı durumlarında, çok basitten ağır hormonal olanlarına kadar geniş spektrumlu ilaçlar kullanılıyor. Onkoplastik yöntem meme şeklinin korunmasını sağlıyor! Günümüzde meme kanseri ameliyatlarında bazı tıbbi zorunluluklar dışında memenin tamamen alınması gerekmiyor. Araştırmalar, kurallara uygun olarak yapıldığında memenin tamamen veya kısmen alınması ile aynı başarılı sonuçların elde edildiğini gösteriyor. Memenin kadınlar için cinsel kimlik ve vücut görünümleri açısından çok önemli olduğu düşünüldüğünde, cerrahi olarak memeyi koruyan operasyonlar ön plana çıkıyor. Parsiyel mastektomi, lumpektomi ve kadranektomi olarak adlandırılan çeşitli ameliyat yöntemleri, kadınları gereksiz yere memelerini kaybetmekten kurtarabiliyor. Hatta koruyucu meme cerrahisinden sonra memede şekil bozukluğu olmamasını sağlayan onkoplastik cerrahi yöntemler uygulanıyor. Bu yöntemle kanserli doku yeterli bir şekilde çıkarıldıktan sonra, memeye yeni bir şekil verilmesi de sağlanıyor.

Meme hastalıklarında tanıyı kolaylaştıran teknolojiler
Memede görülen hastalıklar kimi zaman hormOnal nedenlerden kaynaklanıyor, kimi zaman DA her 10 kadından birinde görülen meme kanserinin işaretçisi olabiliyor. Şikayetlerin nedeninİN saptanmasında son teknoloji yöntemler büyük önem taşıyor. Bu sayede hastalar, kısa zamanda ağrısız ve acısız yöntemler ile kesin teşhisi öğrenebiliyor.

En Sık Görülen Hastalıklar
Kadınların memeleri, hormonların etkisi altında kalarak aydan aya bile değişiklik gösterebiliyor. Memede hastalık denince akla ilk olarak kanser gelse de, başka rahatsızlıklar da kadınları etkiliyor. Memede en sık rastlanan hastalıklar şunlardır:
FİBROADENOMLAR
Özellikle hormonların aktif olduğu genç kadınlarda, memede sıklıkla “Fibroadenom” adı verilen kitleler görülebiliyor. Genellikle iyi huylu olan fibroadenomlarda kitlenin içi sıvı değil, katı oluyor. Düzgün kenarlı, hareketli, elastik ve ağrısız olan bu kitlelere dikkat edilmesi gerekiyor. Çünkü meme kanserlerinin yüzde 5’i, fibroadenomları taklit ediyor. Fibroadenomların içinde sistosarkom tümörleri de olabiliyor. Bazıları iyi huylu olan bu tümörlerin bir bölümü aynı yerde nüks edebiliyor ya da başka yere atlama yapabiliyor. Bazı fibroadenomlar büyüme potansiyelinde yüksek olduğundan çok hızla büyüyebiliyor.

FİBROKİSTLER
Memede görülen iyi huylu diğer tümörlerin başında kistler geliyor. Boyutu 1 cm.’in altında olan ve milimetrik kist olarak tanımlanan kistler hastalık olarak kabul edilmezken; makro kist olarak adlandırılan daha büyük kistler hastalık olarak kabul ediliyor. Ancak bunların büyük bir bölümü tehlikeli olmuyor. Bazı meme yapıları bu tür fibrokistik oluşumları daha fazla yapıyor. Bir gün önce göğüslerinde hiçbir şey olmayan kadınlar, ertesi gün kocaman bir kitle ile karşılaşabiliyor. Bu kistler daha yumuşak kıvamlı, içleri ise sıvı dolu oluyor. Genellikle cerrahi müdahaleye gerek kalmadan, yakından takip edilmeleri yeterli oluyor.

MEME BAŞI AKINTILARI
Memede akıntı görülmesi durumunda hipofiz bezi tümöründen şüpheleniliyor. Uzmanlar süt verme dönemi dışında kadının memesinden sütlü akıntı geliyorsa, bunun altında kesinlikle bir şey aranması gerektiğini söylüyor. Antidepresanların ve bazı mide ilaçlarının ya da göğse yönelik travmaların da sütlü akıntıya neden olma ihtimali var. Akıntı her iki memeden ve meme başındaki çok sayıda kanaldan geliyorsa, bu akıntı daha az önemli oluyor. Tek bir memeden ve tek kanaldan gelen akıntı, hastalık göstergesi olabiliyor. Kanlı ya da sulu olan akıntılar ise, en çok korkulması gereken akıntıların başında geliyor ve süt kanalı hastalığını düşündürüyor. Bunların başında da papillom denilen, süt kanalı içine yerleşen iyi huylu meme tümörleri yer alıyor. Fibrokistik değişikliklere bağlı olarak, yani süt kanalındaki epitelin aşırı ürediği durumlarda da akıntı olabiliyor. Akıntı kanser belirtisi olabileceği için söz konusu iki akıntı durumunda da aksi ispatlanana kadar araştırma yapılması gerekiyor.

ENFEKSİYONLAR
Özellikle süt verme döneminde memede enfeksiyonlar çok fazla görülüyor. Süt kanalları tam olarak boşaltılmazsa, sütte bakteriler oluşuyor ve bu da memede enfeksiyona yol açıyor. Kızarıklık, ağrı, hassasiyet ile kendini belli eden enfeksiyonlar apseye dönüşebiliyor. Süt verme döneminin dışında görülen enfeksiyonlara, kronik apseleşen mastit adı veriliyor. Sebebi tam olarak bilinemeyen bu enfeksiyonlar, yılda üç ya da dört defadan fazla görülüyorsa tedavi için süt kanallarının çıkarılması gerekiyor.

MASTALJİ
Meme kliniklerine başvuran kadınların yüzde 20’si mastaljiden, yani meme ağrısından yakınıyor. Hormonal değişkenliklere bağlı olarak ortaya çıkan meme ağrısı, meme dışındaki nedenlerden de kaynaklanabiliyor. Kadınların günlük yaşantısını etkileyecek kadar şiddetli ağrı durumlarında, çok basitten ağır hormonal olanlarına kadar geniş spektrumlu ilaçlar kullanılıyor.
Onkoplastik yöntem meme şeklinin korunmasını sağlıyor!
Günümüzde meme kanseri ameliyatlarında bazı tıbbi zorunluluklar dışında memenin tamamen alınması gerekmiyor. Araştırmalar, kurallara uygun olarak yapıldığında memenin tamamen veya kısmen alınması ile aynı başarılı sonuçların elde edildiğini gösteriyor. Memenin kadınlar için cinsel kimlik ve vücut görünümleri açısından çok önemli olduğu düşünüldüğünde, cerrahi olarak memeyi koruyan operasyonlar ön plana çıkıyor. Parsiyel mastektomi, lumpektomi ve kadranektomi olarak adlandırılan çeşitli ameliyat yöntemleri, kadınları gereksiz yere memelerini kaybetmekten kurtarabiliyor. Hatta koruyucu meme cerrahisinden sonra memede şekil bozukluğu olmamasını sağlayan onkoplastik cerrahi yöntemler uygulanıyor. Bu yöntemle kanserli doku yeterli bir şekilde çıkarıldıktan sonra, memeye yeni bir şekil verilmesi de sağlanıyor.

Bu makale 3810 kez okunmuştur.

Anahtar Kelimeler
Benzer Makaleler
Görsel Galeriler
<
>

Yorumlar(0)

Yorum gönderebilmek için üye olmalısınız veya giriş yapmalısınız.
Daha fazla yorum göster »