Takıntılarınıza Bir Son Verin

Obsesif Kompulsif Bozuklukluğu kişilerde, saplantılarının aklına gelmemesi için olağanüstü çaba sarf eder, fakat zorlandıkça istenmeyen düşünceler yine gelir ve bunu istenmeyen hareketler (kompülsiyonlar) takip eder.

Düşünceler Ne Zaman Takıntı Haline Gelir?
Obsesif Kompulsif Bozukluk (Saplantı-Takıntı Hastalığı)

Hepimizin titizlik,simetriye önem verme,kapıyı-pencereyi kontrol etme gibi küçük takıntıları olabilir. Ancak bu takıntılar kişinin yaşamla ve çevresiyle ilişkisini bozmaya başlamışsa,bunun psikiyatrideki adıyla Obsesif Kompulsif Bozukluk – OKB (Saplantı-Zorlantı Hastalığı) olabileceği üzerinde düşünülmelidir.
Saplantı veya takıntı,irade dışı,bireyi tedirgin eden,benliğe yabancı (ego-dystonic),bilinçli çaba ile kovulamayan,ortadan kaldırılamayan,düşünmeden edilemeyen ve inatçı biçimde tekrarlayan düşüncelerdir. Saplantı-Zorlantı hastalığında kişi,saplantılarının aklına gelmemesi için olağanüstü çaba sarf eder,fakat zorlandıkça istenmeyen düşünceler yine gelir ve bunu istenmeyen hareketler (kompülsiyonlar) takip eder.
Saplantılı zorlantı bozukluğu genellikle genç yaşta,18 –25 yaş aralığında görülmeye başlanır. Erkeklerde daha erken yaşlarda görülmektedir. Bu tip reaksiyonların başlangıcında belirtiler hafif ve sinsi bir şekilde başlar. Bireyin bizzat kendisi,kendisine hastalık kelimesini yakıştıramaz. Hastalığını gizler. Kimseye belli etmez. Bir kısmı ise bunu bir yaşam felsefesi olarak kabullenirler. Diğer bir düşünce tarzı,onlara anormal gelebilir.

Kadınlarda Daha Sık Görülüyor

Son yıllarda gerek ABD gerekse İngiltere’de yapılan çalışmalar hastalığın yüzde 2 –3 oranında görüldüğünü gösteriyor. Ülkemizde yapılan araştırmalarda ise,bu oranın yüzde 1 –2 arasında değiştiği,kadınlarda erkeklere oranla 2 –3 misli daha fazla görüldüğü tespit edilmiş. Bu tür hastalıklara yatkınlığı olan kişilerin,premorbid kişilik yapısına sahip olduklarını yani aşırı titiz,düzenli,mükemmeliyetçi,aşırı kontrollü ve kuralcılardır. Saplantılar ve takıntılar giderek hastayı tedirgin eder,bunaltır. Bunaltıyı gidermek için hasta zorlantılara (kompülsiyonlara) başvurur. Bu husus bir döngü biçiminde sürer gider. Düşünce düzgün akışta ve bununla beraber uyumludur. Hasta bunların saçma olduğunu bilmesine rağmen düşünmeden edemez. Bazı grup hastalarda metafizik düşünce bozuklukları dahi görülebilir. Numara sayma,elin kirli olup olmaması,kapının kilitli olup olmaması,hava gazının açık olup olmaması ve benzeri takıntılar obsesif düşünce örnekleri olarak sıralanabilir.

Oluş nedenleri ile ilgili ise şu bilgileri verir:

  • Biyolojik etkenler: 20 yıl öncesine kadar ruhsal olarak kabul edilen bu bozukluğun,son yıllarda kalıtsal (tek yumurta ikizlerinde yüzde 60) olduğu gözlemlenmiştir. Yine yapılan çalışmalarda ve tedavi gözlemlerinde,antidepresan ilaçlardan SSRI’ların (seçici serotonin geri alım baskılayıcıları) hastalık tedavisindeki başarısı biyolojik mekanizmada serotoninin etkisinin önemli olduğunu göstermiştir. Son yıllarda Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) ve SPECT ile yapılan görüntüleme araştırmalarında,OKB (Obsesif -Kompulsif Bozukluk) hastalarında beynin bir kısım bölgelerinde yüksek düzeyde anormal etkinlik gözlemlenmiştir.
  • Psikososyal etkenler: Titiz,özellikle çocukluk çağında aşırı kuralcı ve disiplinci eğitim veren düzenli,temizliğe fazla değer veren,zaman ve düzen kavramı daha güçlü gelişmiş toplumlarda bu reaksiyonun görülme sıklığı daha yüksektir. Toplumumuzda çok sık görülen,uğursuzluğa karşı birkaç kez tahtaya vurma gibi davranışlar aslında nevroz belirtisi olmasa bile bunlar inanılan bir kötülüğü,uğursuzluğu kovmak için yapılan ve büyüsel düşünceye dayalı zorlantılı davranış bozukluklarıdır.

İnatçı Bir Hastalık

Takıntılı,zorlantılı hastalığın genellikle süregen ve inatçı bir rahatsızlık tır. Başlangıçta hastalar saplantılarını gizlemeye çalışırlar. Bunları,kendileri de anlamsız ve gereksiz buldukları için,belli etmemeye,özellikle kompülsif tarafını gizlemeye çalışırlar. Kendi iradeleri ile bunun altından kalkacaklarını düşünürler. Belirtiler artıkça ve yayıldıkça,köşeye sıkıştıklarını anlayıp bunaltıya girerler. Kompülsiyonlarla ne kadar sıkıntılarını hafifletmeye çalışsalar da,reaksiyon daha dramatikleşir. Bununla birlikte,toplumsal defektler oluşur. Hasta sekonder anksiyete duyar.Eskiden bu takıntı bozukluğuna iyileşmez gözüyle bakılmaktaydı. Bilinçli ilaç kullanımı,ilaçla birlikte davranışsal kognitif yöntemleri,gevşeme egzersizlerinin hatta elektroşokun bu reaksiyonun tedavisinde çok önemli yararlar sağladığını vurgular.

Dr. Bekir Tasalı

Total
0
Shares
Related Posts
Total
0
Share